| Ersin İhsan's profileErsin İhsan ÜnkarPhotosBlogLists | Help |
|
Ersin İhsan ÜnkarJanuary 22 Seni SeviyordumSana uzak kentlerden birinde
Zamanın bir yerinde
Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan her gün anımsar mı aynı gözleri
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan
Kulağının arkasına düşüşü ve burnun
Herkesten başkaydı işte
Güldüğün zaman yukarıya bakardın
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı
Ne güzeldiler
Sen bilmiyordun ben seni seviyordum
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum her şeyi
Her şeyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor
Ve bazen, tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
Cesurduk
Ufuk çizgisi maviydi, günbatımı hep turuncu
Ve kırmızıydı bütün karanfiller
Ben seni seviyordum sen bilmiyordun
Sevinçlerim oluyordun ara sıra
Sen hiç bilmiyordun
Sonra herhangi biri oldun
Bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları
Derken bir gün uzaktan gördüm seni
Saçların bana inat başın her şeye meydan okuyarak
İşte yine aynı
Kalbimi acıttın her zamanki gibi
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri
Kim bilir
Ya da boşver
Bilme en iyisi
İclal AydınAugust 08 Aşık mı? Bekliyorsa, evet.Bekliyorum... Kıpırdamadan bekliyorum. Ürpererek, üşüyerek bekliyorum. Ensemi, omuzlarımı bir rüzgâr yalayıp geçiyor. Çiçekler boyunlarını büküyor sanki; dalları eğiliyor, yaprakları parlaklıklarını bir anda yitiriyor. Kuşlar saniyeler içinde huzursuzlanıp oradan oraya uçmaya başlıyorlar. Onlar da bekliyorlar... İçimde kalkıp gitme arzusu kıpırdıyor. "Bekleme, gelmeyecek" diyor içimde bir ses. Sanki sinsi bir yürekten, şeytani bir zihinden geliyor ses. Beklemek inanmak gibi. Beklemekten vazgeçmek imandan çıkmak gibi... Ben bekliyorum. Hâlâ sımsıkı yumulu tuttuğum göz kapaklarına düşecek ışık selini bekliyorum. Bitmek bilmiyormuş gibi gelen ürpertinin çekip gitmesini bekliyorum. Biraz sonra bulutun ardından çıkıyor güneş. Sevgilinin yolun başında görünmesi gibi, ışıltılı gözlerini dikip gülümsemesi gibi. Sanki durup iki çift özlem sözcüğü olsun sarfetmeyecekmişiz de, bütün sakarlığıyla bana çarpacak, üzerime düşecek, kahkahalardan kırılacakmışız... Neşeli sıcaklığıyla üzerime çullanıveriyor. Alnımı okşuyor sıcak elleriyle, burnuma sürtünüyor, omuzlanma sarılıyor, kucaklıyor. Ve böylece mutlu sona eriyor güneşi bekleyişim. Gelelim bu minnacık ve kişisel mi kişisel serüvenin bana hatırlattığı Roland Barthes cümlesine ki, sabahtan beri aklımdan çıkmıyor. "Âşığın kaçınılmaz kimliği yalnızca budur: Bekleyen..." (Bkz. Bir Aşk Söyleminden Parçalar.) Bir başka yazardan alıntı da yapar Barthes: "Âşık mıyım? Evet, beklediğime göre." Burada beklemeyi sadece randevu yerinde bir gözün saatte, öteki çevreyi kolaçan eder halde, huzursuz yürek çarpıntıları durumu olarak görmemek gerek. Âşığın bekleyişi süreklidir. İlgi bekler, ilişki bekler, iyilik bekler, kölelik bekler, efendilik bekler, şefkat bekler, telefon bekler, e-mail bekler... Bazen sakin, bazen huzursuz, bazen huysuz ama ısrarla bekler... Klasik aşklar iyiden iyiye ve en çıplak haliyle beklemek üzerine kuruluydu. Modern aşklar ise beklentiler ve beklentilerin karşılanması üzerine kurulmaya çalışılıyor... "Ben seni günler, gecelerce bekledim" diyenlerin sayısı gün geçtikçe azalıyor. "Benim ne beklentilerim vardı, yanılmışım" diyenlerin sayısı çoğaldıkça çoğalıyor. Bekleyerek filizlenen aşk, bana kalırsa beklentilerle solup çürüyor. Ne demiş eskiler: Bekleyen derviş muradına ermiş... Oysa beklentilerini büyüten âşık hiçbir zaman tatmin olmaz; hep bir şeyler eksik kalır. Gördünüz mü, güneşli bir sabahın ruh dalgalanmalarından nerelere geldim, dayandım. Durdurun beni, şu kağıttan köşede inecek var! Haşmet Babaoğlu March 16 Bir gece hanımeli kokusunun bana anlattıkları...
Haşmet Babaoğlu January 26 Kalp Kalbe Karşı DerlerUyandım birden seninle Gece üçü bulmamış Bir bulut durdu gözümde Hasret bize uymamış Kalp kalbe karşı derler Sende üzüldün mü? Ay bile çeker gider Geceyi düşündün mü Yalnızlık bende saklı Çıkmaz bir an dışarı Elimde bir fotoğraf O şimdi burda olmalı Kalp kalbe karşı derler Sende üzüldün mü Ay bile çeker gider Beni hiç düşündün mü YouTube video is attached January 21 Aylardan mayıstıBunu okuyunca bir garip oldum.
Seni kaybettiğim hissi içimi kemirdi, merhaba sözcüğü bile yasaklı sanki. Neden sorusunun sebebi de bu. Şimdi bunu okuyunca, yüzünde bir tebessüm belirse, ne dilerim ki başka. Eşsiz gülüşünü hayal etmek bile güzel, dudaklarındaki o hafif kıvrımı düşlemek. Hiç gelmeyecek sevgilinin tebebssümünde avunmak sanırım bir tek benim gibi bir acize yakışır. ==Aylardan mayıs== Fotoğraflar çerçevelerde...Bir türlü atamam... Hayalin gelir peşim sıra...Saklanamam... Gözyaşı...Saklayamam... Sensizlik...Anlatamam... December 27 Bir sen kaldın yalnızlık gelince...Hiçbir şey olmadı sanıyorsun
Sen gidince...
Ben boyamadım.
Duvarlar kendiliğinden sarardı
Birden bire...
Kedi yanıma gelmiyor artık.
Soldu saksıdaki karanfil.
Hani Edip Cansever okurduk da
Adını Yerçekimli Karanfil koyduyduk...
Aslan ağzı, deve tabanı, gülle sümbül de soldu.
"Dilek ağacım bu benim" diye saksıya diktiğin limon kurumuştu da
Sen dilek çaputları bağlardın ya dallarına...
"Dilek tuttum, çaput bağladım..
Limon ağacına...
Dileğim yerine geldi" derdin ya hani hep...
Ben de, dün kesip mavi gömleğin altından bağlayıverdim bir parça...
Kurumuş limon ağacına...
"Gidenle gidilmez, çık evden hayatın içine at kendini" diyorlar
Ben evde biryerde saklandığını biliyorum.
Hani nasıl saklanmıştın bir keresinde yemek masanın altına...
"Ben çocukken hiç saklambaç oynamadım.." der saklanırdın ya...
Baktım her yere
Evde olduğunu biliyorum.
Dolabını açtım
Kokunu saklamışsın
Sindirip elbiselerine...
Geçen akşam arkadaşlar uğradı
"Biraz çıkaralım seni.." dediler
"Evde saklanıyor, sevgilimi bırakıp çıkmam" dedim..
"Sen kafayı yedin.." deyip gittiler..
Parçamızı koydum, en sevdiğimiz şarkıyı
Başladım evde dolaşmaya..
Elma dersem çık
Armut dersem çıkma...
Sonra sobeledim seni kapının yanındaki aynada..
Aynanın içine gizlenmişsin.
Gördüm gözlerini
Öptüm dudaklarını
Nerde olduğunu biliyorum artık..
Aynalara gizlemişsin kendini
Bütün çiçekleri dizdim aynanın karşısına
Saksılar canlanıverdi, can yürüdü yapraklarına, dallarına
Kediyi aldım yanıma, oturduk karşısına..
Üst kattan ablam uğradı
"Bak, gitmemiş burda.." dedim.
Deliymişim gibi baktı bana
"Yok bir şey burada.." öyle dedi.
Limon ağacına mendilini bağladım.
Aynanın resmini çektim.
Aynada benden başka kimse görmüyor seni.
Basınca resmi gördüm ki oturuyorsun
Aynanın içinde.
Biliyordum gitmeyeceğini
Bir sen kaldın
Yalnızlık gelince.
Ali Poyrazoğlu December 11 Bir zaman parçasının özetiGiriş
Bir süredir yazmıyordum, sebep çok aslında ki bu yazı bile tek başına bir sebep listesi olabilir.
Çok yoruldum.
Evet söylenecek ilk söz bu olmalı. İnsan uzunca bir süre 7/24 çalışınca bakıyor ki artık sağlıklı düşünemiyor ve hareket edemiyor. Bir süredir annem de şikayetçiydi bu durumdan. Bunun üzerine işimi değiştirmeye karar verdim ancak bu da başka bir durumu ortaya çıkardı: Elimdeki işleri bitirmek için daha çok çalışmamı. Çok hastalandım
Ve en sonunda oldu. Pazartesi günü vücudum iflas etti. İlk belirtiler bitkinlik ve iştahsızlık olarak göründü. Bu belirtileri dikkate almayarak muhteşem çalışma tempoma devam etmeyi deneyince, şiddetli ateş de üzerine eklendi. Bir hafta boyunca yattım. Bu bir hafta boyunca birkaç gün geçmiş hastalığımdan kalan titreme nöbetlerim beni yine ziyaret etti, o kadar korktum ki bu titremeleri hissedince, hastalığın diğer bütün her şeyi silindi kafamdan. Şimdilerde yataktan kalktım, ancak başım hala fırıl fırıl dönüyor. Ağabeyim hastalık süresince çok tuz kaybettiğimi söylüyor. Şimdilerde devamlı tuzlu bir şeyler yemeye çalışıyorum, ama insan tuzsuz yemeye alışmışsa bunu kolay değiştiremiyor. İşten ayrıldım
Evet tüm bunların arasında işten ayrıldım. Krom Teknoloji'deki üç ay harikaydı ve benim için muhteşem bir tecrübe oldu. Şahsen çok yorulmama rağmen ekip olarak güzel işler yaptık ve birkaç projeyi aradan çıkardık. Veri ve süreç modelleme konusunda epey yol aldığımı söylemeliyim ancak esas mesafeyi Oracle veritabanı yönetimi konusunda kat ettim sanırım. Bu işe başlarken bu konularla pek ilgilenmezken şimdilerde pek bir meraklıyım. Yeni işimle ilgili detayları birkaç gün sonraya saklıyorum. Ve o gitti.
Evet ondan bahsediyorum. O gitti. Hayatımda karşıma çıkan (belki de çıkacak, bilemiyorum ki) en harika insan sonsuza dek gitti. Bende artık kendime bir hayat arkadaşı bulmam gerektiği hissini yaratan ve kendisini beyazlar içinde hayal ettiğim tek insan hayatımdan sonsuza dek çıktı. Ceren derken hala içim titriyor ve elimde resmi yanağını okşarken söylenen her kelime anlamsız geliyor. Bir süre aşkı düşünmedim.
Onun gidişinden midir yoksa çok çalışmaktan mı bilemiyorum. Belki de çok fena hastalandığımdandır bir süre aşkı düşünmedim. Bu konuda iyi ya da kötü bir yorum yapmak istemiyorum. Bir süre düşünmedim, olan bu. "Seven ne yapmaz."
Bu şarkı da yakama yapıştı. Nalan güzel söyleyememiş aslında ama sesi buğulu. İçimi okşadı biraz. Haluk Levent
Ne vakit eski günlerimin izlerini sürmek istesem bu adam yardımıma koşuyor. Peki şimdi ne olacak? Şimdilik hayatımdaki her şey yeni bir bilmece. Yeni bir işe başlayacağım, ne olacak ne bitecek bilmiyorum. Artık planlamıyorum, düşünmüyorum. November 25 Bakıyorum...Bakıyorum sonra, ne tesadüf, sözcükler de benim gibi kalıyorlar orta yerde. Örselenmiş, incinmiş, sahipsiz. November 21 çerçevedün bir çerçeve aldım
resmin için
masaya koydum
ne güzel artık hep karşımdasın
gözlerini kapatmışsın
gülümsüyorsun
November 17 Şizofren - 2Senin Yanında Senin yanındayken avuçlarımda, Cahit Sıtkı Tarancı November 12 Şizofren**Dün gece uyumak için yatağa uzandım, gözlerimi kapadım. Sen geldin, yanı başıma oturdun. "Aşkım." dedin "Ben seni ne çok üzmüşüm, bir daha hiç bırakmam seni." Usulca uzandın yanı başıma, ağladın, Öptüm dudaklarını. Öptüm **Şizofren: Gerçek ile hayal arasındaki farkı anlayamayan kimse. November 07 Badem Ağacıbu gönül hep düş kurar usanmadan,
aldanıp her umuda sıcaklığa. oysa bilir çoğu hüsran bakınca şöyle bir maziye uslanmaz bu gönül nafile... Badem - Aziz Nesin'den uyarlama October 28 Ben nası büyük adam olucam?görmezdim önümü görmezdim , okudum yıllarca hep okudum okumaktan boynumu büktüm yoruldum bilmezdim adımı bilmezdim aradım her şehirde aradım koştum dere tepe aştım dolaştım kimin uğruna , ne uğruna herkes köşesini kapmış iyi ama ben nası büyük adam olucam sevmezdim okulu sevmezdim , okudum yıllarca hep okudum kimin uğruna , ne uğruna herkes köşesini kapmış iyi ama ben nası büyük adam olucam ben nası büyük adam olucam Pinhani October 25 Yağmur Kaçağı ** Elimden tut yoksa düşeceğimelimden tut yoksa düşeceğim October 14 Çok aşığın var diyorlarÇok aşığın var diyorlar, yalan de, yeter bana Bir sevda sözü fısılda, hazırım inanmaya Gönül hırsızı diyorlar, inkar et, yeter bana Geceler uzun ve yalnız, yoksun sabaha kadar Ardımdan deli diyorlar belki de yalan değil Çok ahlar aldı diyorlar, inkar et, yeter bana October 10 Gidemem -- TekrarBu şarkı karşısındaki insanda bir kusur bulduğunda kendindekini de keşfedenlere...
Aslında ondan hiçbir farkı olmadığını hissedenlere...
Bu yüzden hiçbir insanın kalbini hiçbir şey için kırmayacağına bütün kalbiyle inananlara...
Zaten sonsuz ayrılığın olduğu bir dünyada hiçbir şey için hiç kimseye küsmeye değmeyeceğine bütün kalbiyle inananlara...
Yani bütün yapışkanlara ithaf olunur...
Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan Yüzüne bakmak istemez yaşamın O kadar azalmıştır anlam O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut Ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün Ayrılıktan kaçılmıyor Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür Ömür imtihanla geçiyor Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir Bir şiirden bir sözden Bir melodiden bir filmden Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün Ayrılıktan kaçılmıyor Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür Ömür imtihanla geçiyor Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir Sezen Aksu
September 24 DeğirmenlerZaman düşer ellerimden yere Oradan tahtaboşa Saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya Resimler sarı güneşsizlikten Ve sen ben, değirmenlere karşı Uçurtma uçar sözlüğümden, September 21 3 Şubat 2007çünkü gördüğüm bir şey vardı September 15 Dön bak dünyayaYalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü Dön bak dünyaya Herkes gitmişse, sakince arkana dön bir bak Dostun kalmış mı, aşkın solmuş mu Dön bak dünyaya Bir sonbahar kadar yalnız, bir kış kadar savunmasız Ya da ilkbaharsan, yolun başındaysan |
||||||||
|
|